Sabah
saat 06:30. Binlerce düşünce var kafamda. Özellikle biri ağır basıyor.
Çocukluğunu yaşayamamış, babası tarafından şiddet görmüş biri için. Ettiği
danslar, vitiligo gibi varolan genetik bir hastalığını bile özgürce yaşayamamış
biri için.
Sabah 06:30..Kapitalist baronların esiri, daha çok daha çok para diyen,
babasının, inançla materyalizmi birlikte kurgulaması, ailesinin ve belki para
kazandırdığı binlerce insanın kölesi biri. Evet sevgili arkadaşlar, beni ne
sesi ne de yaptığı müzikler ilgilendirmiyor. Ancak çok derinden gelen bir
haykırış ile yaşadığı hayatın yaratmış olduğu sıradışılık ile ilgimi çekiyor
Yüzyılımızın pinokyosu; Michael Jackson’ ı karmaşık düşüncelerim arasına
sığdırmaya çalışıyorum. .
Çocukça hayallerinin peşinden koşamadan, ne alması istenirse onu alabildiği bir
çocukluk geçiren birinden bahsediyoruz. 15 yaşında ilk kız arkadaşı ile
sinemaya gidip ergenlik tecrübeleri yaşayamayan, dünyayı istediği renkte
boyayamadan büyüyen bir çocuktan bahsediyoruz. Hırslı babası sebebi ile 5 yaşında
sahneye çıktı. 46 yıl bizleri eğlendirdi. Bir röportajında çocukları neden
sevdiğini söylüyordu; “Ben hiç çocuk olmadım ki”. Bugün 40’lı yaşlarda olan,
çocukluğunu onunla birlikte geride bırakmış pek çok kişinin gençliklerinde
önemli bir mitti Micheal.
Yıllar önce, horoskopuna baktığımda Elvis Presley ile ne kadar benzediğni
söylemeliyim horoskopunun. Hatta Richie Valens ile de. Obsesifti, panik
atakları vardı. Sony Music ile yaptığı anlaşmanın hemen arkasından yüzünde
vitiligo hastalığı başlayınca ve burnunun üzerinde büyük bir beyaz leke
oluşunca, ailesi ve onun üzerinden para kazanan menejerleri çözümü sanki
çamaşır suyuna sokar gibi rengini açmakta bulmuşlardı. Amerika için bir çeşit
endüstriyel kazançtı. Biz gençler için ise zamanımızın pinokyosunun yaptığı
danslar ve müzikler bir döneme damgasını vuruyordu.
Şimdi her şey daha net görünüyor. Kapitalist sistemin bir insanı nasıl yok
ettiğini görüyoruz. Hep bana diyen kazanç sistemlerinin bir kurbanını daha
veriyoruz. Oysa biliyor musunuz çocuklar ile ilgili kuruluşlara en çok yardım
yapan, fakat bu sebepten dolayı da çocuk tacizcisi damgası yiyen de oydu. Belki
çocukluğunda doya doya gidemediği hayvanat bahçeleri yerine, özel bir hayvanat
bahçesi açarak mutlu olmaya çalışan, foklar ve greenpeace için maddi destekte
bulunan ve biliyor musunuz yalnız olduğu pek çok yıl boyunca babasından dayak
yiyen, ama hiç bir zaman “istediği kendisi” olamayan bir kişi idi. Şimdi camdan
bir cenaze arabası ile son yolculuğuna gene pek çok insana para kazandırarak gidecek.
Cenazesi kült olacak. Mozalesine milyonlarca dolar harcanacak. Öldüğü için
eserlerinden yine birileri para kazanacak.
Ölümünden bir gün sonra NTV ‘ de yapılan özel programı seyrediyordum. Programa
tuhaf ve balon olan, dönemimizin gençlerini etkilediğini söyleyen King Queen (
ıvır zıvır ) lakaplı müzik adamları olduğunu söyleyen tuhaf insanlar
bağlanıyor. Bu arada bir başkası, “Kral öldü. Biz gangester rapçiler kralı
seviyoruz.” diyordu. Queen olduğunu iddia eden bir kişi, -fabrika
gıcırtılarından oluşan endüstriyel teknolojik müzik ilahesiymiş - “Michael öldü
kalbimizde yaşayacak” derken, travestiliği ile ünlü kraliçelerden biri artık
striptiz barlarda onun için ücretsiz geceler yapılacağından bahsediyordu. ( Oh
my god !! ). Ya ben delirdim ya insanlar deli, ya da bilmediğim bir dünyanın
şizofrenik varoluşu içindeyim.
Acaba Tolkien haklı mı ? Orta Dünya, Orc’lar, Elf’ler, İnsanlar.
Bir insan ölmüş, bir yaşam erken bitmiş kimin umurunda. Gangster müziği,
striptiz kulüplerinde ücretsiz geceler, endüstriyel makine müziği, kendisini
ilah zanneden tipler, işte kapitalizm bu.
Ey fani yolcu “Gideceğimiz yer kara topraktır”. Evrimcilerin bakışı ile
uyuyacağımız yer çürüyeceğimiz toprağın altıdır. Pinokyo’nun hikayesini
hatırlar mısınız ? Ruhunu arayan tahta bir bebekti pinokyo. Ordaki sembolizm
etini kaybetmiş, hiç bir zaman gerçek bir çocuk olamamış bir çocuktu. Çoğumuz
böyle değil miyiz ? Güle güle Micheal. Kazancının çoğunu çocuklara bağışladığın
için teşekkürler. Yok olmakta olan hayvanları koruduğun için de , onca dayak
yemene rağmen babanı kabul ettiğin için de. Kumar borçlarını ödediğin için de.
Olmayan ülkede; “Neverland” de sana huzurlu uykular..
Astrolog Oğuzhan Ceyhan